15 Ağustos 2010 Pazar

KAVİL



SÖZÜM SÖZ


Hazandidem, havanın gözü yaşlı
O bitişik yazılarda ne bitişik aşklar saklıdır sende

Karyağsınisterseüstümüzebenliğimizhasırdemir
Ateşhattındanhayatdoluhaberuçurdumyine sana

Hediyem olsun sevgim başucu kitabında ben sen
Sen sadece gül tenimde teninde aç aç

SevgilimpakalnımızsözümüzSÖZ
Seninlehavalardanedegüzelsüzülürüz...



Nil Alaz



13 Ağustos 2010 Cuma

HEPİMİZ KARDEŞİZ*





...

"VE HEP AYNI TOPRAĞA AYNI AĞITI SÖYLÜYOR
ANADOLUDAKİ BÜTÜN DİNLER
EY BENİM 1000 YILLIK KARDEŞİM UNUTMA!
BENİMKİ KANAR SENİN PARMAĞINA ÇÖP BATSA"


Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye
Yaşamak dururken bu kavga ne diye
Dağlar oy oy yollar oy oy
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy oy
Bir kardeş kardeşi vuruyor ne diye
Bir ana ağlıyor evladım nerede
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy oy
Susmuyor silahlar feryat var gecede
Dinsin bu gözyaşı bitsin bu işkence
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy


HEPİMİZ KARDEŞİZ / KARDEŞLİK TÜRKÜSÜ görseli

http://www.dailymotion.com/video/xef9cv_hepimiz-kardeyiz_music



Toplumsal şiir şiir derken toplumsal bilincin gereği olarak benimde katkım olsun aklımda gönlümde olan ne varsa yazmaya, o temaları işlemeye çalıştım , eksiğim varsa Af ola ...

İYİ SEYİRLER, İYİ DİNLEMELER...

.


ANADOLU NİNNİLERİ ALAZ ALAZ



Sonsuza dek….

Dünya döndükçe...... gür ormanları, bereketli ovaları seviyorum , dağlar tüm haşmetinle yerinde olsun başı dumanlı güneş doğar yüceden...bi ak bi ak, sular berrak çağlayarak akmakta, yağmur ah yağmur, hasat zamanı buğday tarlalarında olgun dolgun başaklar, gülümserler, başları dik gelincikler…
-Burçak ah burçak, dibekte dövünür, evin evin kardeş kardeş
Görmez misin?
Akdeniz fok balığının gözlerindeki yaşı
Turnaların “aşkla dansı”
Peri bacalarını yontar usta hattat rüzgâr güneş zaman
Pamuktan kalelerim sütbeyaz dokunsam ağlar kara bulutlar
Çeltik kabuğundan ayrılır “bebe”ler güle oynaya panayıra gitsinler
Güvercinim boynu yanal yanal yüreği pır pır bi takla bi takla daha atar
Ha uşaklarrr, haydee, vira vira!....bir taka yol alır, yeşille mavinin kaynaştığı yerden
Vatandaş Mustafa’yı da bilin, FIRTINA ÖZGÜR AKSIN* heyyyyyyyyyyy çek elini YEŞİL im den
Marmara’dan köpek balığı da çıkar, boğazın altından tersine akar bir nehir şelaleler bile var
Uzundur yolumuz, deli Fıratım Dumlu baba pınarından doğmakta bendini aşar
Ah çiçek çiçek rengârenk kuzularım şefkate muhtaç acıktıkça susadıkça meler
Kızıl MAVİ Diclem gelinim asi suyum “dağlar oyyy oyyy”
ANADOLU ninnilerini dinler Ağrı’m küçüğüm büyüğüm, zirvelerden eksik olmaz kar

İzmir’in güzel kızları “sarı odalar” ı sarı herkes kendinden kaçak “Yârim keskin bıçak”

Dertli “dolap niçin inilersin” dedim ” derdim vardır inilerim” dedi
CAN dedelerin dedesi çınarların altında lal taşından tespih çeker
Ellerimizde ciğerimizin yangın resmi göz yaşı katre katre
Ummanda nece güller bordo bordo alaz alaz
Nidalar ŞEHİDİM BAYRAĞIM VATAN SAĞOLSUN!

De hey git bozum havası
Tandır karası toprak yarası
Sağımız solumuz dolu duvar
Toplanın özüm çıkın mağaralarınızdan
Yek sükunet,..yek sükunet...


“Çingene benleri, ne dersiniz, pembe olmalıydı, değil mi?
Ama bu dünyada her şey olması gerektiği gibi olmuyor ki…”

Havada uzanan ışıktan yazılar
BARIŞ DOSTLUK BİR HUZUR

Kayıp ANADOLU şarkılarını dinleyelim, söyleyelim
Gün ışığı görsün dilimizde saz dilimizde söz
Çayda çıra oynayalım biz severiz oynamasını
Hey heyy, efeli de efeli gardaş gardaş e hadi
Sen bi soluk al da selvi boylu bardakta rakı iç
Ben ayran köpüğünde seve seve boğulayım
Sevdayla sen yanasın ben yanayım biz yanalım
Sana güneşim başımın tacısın dedim gecede
Ver elini ver dilini ver ballı ballı
- Hasbi al edelim… Yürüyelim
Taşlı tozlu dikenli patikalarda, anayolda hiç durmadan
Sonra yorgunluktan terli terli sırt sırta verelim
Gökkuşağının altından geçerek, yıldızları sayarak uykulara dalalım
Dön yüzüme dön dön de "NEFESİNİ NEFESİME SÜREYİM"

Çok özledim gelll KARDEŞİM , gellllll sarılalım


Çok özledik sütliman denizleri, fır hattında kanat çırpsın güvercinler şahinler
Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.*
Cilvegözü akyaka'dan gürbulağa dilucu'ndan ipsala'ya sarp’a el ele göz göze yürek yüreğe uzanalım...


Yok, başka dünya
Yok, başka vatan

Canım TÜRKİYEM Canım ANADOLUM

TAM BAĞIMSIZLIK KAREKTERİMİZDİR*

YAŞIYORSAK BU VATADANDA BİRLİK ALINYAZIMIZDIR*


“ Yine görüşürüz...

Dostlarım benim
Yine görüşürüz...
Beraber güneşe güler,
Beraber dövüşürüz...”

Beraber, yapacak çok işimiz var....

Nil Alaz












11 Ağustos 2010 Çarşamba

Aşksızlara Verme Öğüt


Foto:Nil Alaz -Kırmızı fasulye çiçeği /Trabzon- Haçka




Aşksızlara Verme Öğüt



Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden alır değil
Aşksız adem hayvan olur, hayvan öğüt bilir değil

Eksik olman ehillerden, kaça görün cahillerden
Tanrı bizar bahillerden, bahil didar görür değil

Kara taşa su koyarsan, elli sene ıslatır isen
Hemen taş yine bayağı, hünerli taş olur değil

Taştan çıkar türlü sular, ayağında biter neler
Cahil gönlü taştan beter, cahil gelmez gelir değil

Boz yapalak devlengice, emek yeme erte gece
Onun eşiği gözsepektir, salıp ördek alır değil

Şah balaban şahin doğan, zihi öğmüş onu öğen
Doğan zaif olur ise, doğanlıktan kalır değil

Ol iki cihan güneşi, zahir dünyasın değişti
Cahil onu öldü sanır, ol hod ölmez ölür değil

Yunus olma cahillerden, ırak kalma ehillerden
Cahil ne var mümin ise, cahillikte kalır değil

Yunus Emre

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Silahsız Bir Kalpaklıyım Ey Sevgili




Alaca karanlık bir ülkede
Silahsız bir kalpaklıyım ey sevgili
Ağıtlar yakmam boşa değil

Çiy tanesi düşmüş güzel dostlarıma
Ardına düştüğüm özgürlük türküleri
Artık eskimiş bir hava
Elifi görse MERTEK sananlarca
Küflenmiş raflarda kalmış
Ki günahı bizim
Açılan dünya penceresi
El göz kulak
Gönül erimi

Çaldığım her kapıda yitirilmiş anılar
Kürek kürek barut esmeri
-Öyküsünü tamamlamış yaşamlar
Biz bir bize devredenken yaşamı
Kuş kuşluğunu yapmakta-
Cahilin dümeni bozuk hece taşı
Yık da geç! Yık da geç! Ey sevgili


Ateşler atarız içimize gönlümüzde gani
Kaynıyor için için ömrühayat
Yüreklerde yağmur suyu birikintisi
Dilde akgünlük gözümüzün ale'm yaşı
Bir dargın bir barışık olsak da dostlar
“Böyledir bizim sevdamız “


Bülbülün sevdası da özgürlüğedir
En bıçak üstünde günlere bile
Tutunmak hayat memat
Tam bağımsızlık temel hakkımız


...ANADOLUM ANADOLUM oyy oyy ….
Oylum oylum güldür kadın analarımız
Şiir şiir nakışlıdır öykülerimiz
En ücra köşelere dek aydınlığa koşu er doru atlarımız
Sakarya Kızılırmak Yeşilırmak Karadeniz
Fırtına vadisinde Iğdır ovasında bir yürekte atarız
Asırlardır dört koldan hor hor akarsularımız
Tarih kanla canla başla yazar geçmişimizi
Akvadır daimdir TÜRK MUCİZESİ bilinir
- HÜRRİYETTİR sevdamız-

O MAVİ ses kükreyerek yine der ki ;
"Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"

Gazi Mustafa KEMAL’im
Güneş tacım
Neredesin “sarı saçlım, mavi gözlüm,
neredesin dost, neredesin oy oyyyy “
"Gençlik Marşı"nı söyleyerek…
Çık da gel! Gel SAMSUN’DAN


Nil Alaz



7 Ağustos 2010 Cumartesi

KUŞ KANADINDAN






KUŞ KANADINDAN

Halim selim değilim,
baştan kara ettiğim günler olur benim de.
Sevdiğim olur dert olur halim;
ezbere mecnunum bazı çöllerde.

Kırılır kolum kanadım,
naçar kalırım türkülerde;
anasız babasız, öksüz kalırım.
Yeşil kurbağalar öter yeşil göllerde,
ben garip, perişan gurbet ellerde.

Gurbet eller yoldur:
bir ucunda tevellüdüm müjdelenir,
kara haberim gelir öbür ucundan;
ve her çeşme başında üçe ayrılır.

Üç kardeşin en küçüğü ben avareye
kervan geçmez yollar salık verilir.
Gitmem demem.

Böyle yazmış yazan, aklı karalı
dere tepe, yokuş demem giderim.
Giderim de kanlı yaşlar dökerim,
akman demem, aksın varsın, silerim.

Elin olsun gül memeler arası,
meskenimdir benim hanlar, kahveler;
olmazsa, bahçeler, bağlar benimdir.
Benimdir ovalar, kartallar semti,
nerde akşam orda sabah ederim.
Yastıceğim taş olur,
"Altım toprak, üstüm yaprak"
ama gönlüm hoş olur.

Rumeli'nden bir türkü çalmayagörsün hele,
çıkmayagörsün Aliş Tuna Boyundan,
ilk kadehte sarhoşum.
İflah olmam artık, hekim kâr etmez,
efkârlanır içerim, içer efkârlanırım.
Komşu kızları mı, ölüm mü geçmez,
neler geçmez hatırımdan, bir ben bilirim.
Evvel ve ahir geçer,
Yunus-u biçare, Şair Nedim, sakiya,
ömrün tesellisidir; geçer,
Sultan Süleyman'a kalmayan dünya.



Unuturum da sonra garipliğimi,
heheyyt!...derim bir, kuşlar, ağaçlar!
Ve çıkarım dağlara.
Nereli bu rüzgâr, bu su deli mi?
İznim olmayınca yasak macera.
Selamım, baş üstüne,
Kavgam, dert-yaş üstüne,
mazlumun âhıdır başımda esen
gocunsun paşalar, beyler
alimallah komam taş-taş üstüne.

Ve döğünsün eller, eller;
Ayvaz'ımın perçemi düşmüş sol kaş üstüne.
Çok sürmez velakin bu saltanatım,
tüfek icat olur,
hasetinden Kır-At'ım,
ben, arımdan ölürüm.

Niyazi AKINCIOĞLU






AJANS


Radyoda bir hüzzam şarkı var
dışarda sümbül havası,
"halbuki şimdi uzak ufuklara kar yağıyor."

Daha evvel ajans dinledik,
zincirlerini şakırdatarak geçti esaret
alev raylar üzerinden demir arabalarla.

Toprak gebeydi,
toprak çocuklar: Dostlar,
kiminde orak, kiminde balta
-buğday kokan avuçları kan içinde-
emeklerini yığın yığın, başak başak
harman yerinde bırakarak
döğüştüler en ön safta.

Döğüştüler ve öldüler.

Sonra hürriyet
-yaralı ceylânlar gibi-
ve sulh
-anam sütü kadar helâl-
yüzünde ne bir kin, ne bir infial düştü yollara.

Yollar uzun, menzil ırak
ayakları kanıyor, yalnayak!

Bir şarkıdır bu
sulh ve hürriyet dediğin
ağız dolusu söylenir ufuklara karşı.
Bir şarkıdır bu
kalû belâdan beri söylenir
kurtlar dilinde, kuşlar dilinde.

Ben, onunla büyüdüm
onunla yürüdüm
onun için büyüttüm bu boyu
onun için ölebilirim.

Demir bu şarkıyla dövülür
Bu şarkıyla yürür gemiler
ve bir temmuz öğlesinde
mola verdiği zaman orakçılar
bu şarkıyla ayran içer.
Bu şarkıyla geçer
semasından insanların
boşaltıp rahmetini kümülüs bulutları.

Dostlar,
dostların dostları;
bu bâbda ne söylesek az.

Bir şarkıdır bu
kan ve ölümle yazılmış kalplerimize,
unutulmaz!

Yürüyüş, 9.1.1943






NİYAZİ AKINCIOĞLU





2 Ağustos 2010 Pazartesi

SerMestane





SerMestane



Karşımdaki dili zifir mezar kaçkını gibiydi
Dile kolay meyvesi yaprağı soluk gibiydi
“Bir tonik söylerdi, bin beş yüz sigarayla içerdi “
Dilenci çanağı gönlü ahla yanar çıra gibiydi


“Dağıtalım diyorum, çocuklar, bu kara dumanı
Gül alıp satmanın tamdır zamanı! ”





Nil Alaz



1 Ağustos 2010 Pazar

…Herhalde De Gönlümüzün İçi Yanmakta ….







MUHAVERE-İ TEBABÜLİYE




"Cahilleri sohbetten her dem süresim gelir"


Sebilhane bardağı gibi hep boynumuz bükük
Musalla taşında inleyen daltaban yalnızlığımız


Evlilik aşkı öldürüyor ki âlem bu alem




"Erenlerin sohbeti arttırır marifeti"


Nuruaynım ehlidil sevgim sırlıdır halkam kalbimden sana sözüm
Çınar altı kahvesinde irfan devşirilir irfan her daldan göverir yaprak

Canana doyulmaz ki derman bu ferman


Nil Alaz