25 Haziran 2010 Cuma

KARAMAZOV KARDEŞLER

Dostoyevskinin sormadığı ama okurun aklına takılan soru daha var tabii tüm bu zincirleme soruların getirdiği “Dünyayı bunca acılarla dolu yaratmasından dolayı İNSAN TANRIYI AFFEDEBİLİR Mİ?”



Gerçeği söylüyorum size, gerçeği: Buğday tanesi yere düştükten sonra yok olmazsa, bir buğday tanesi olarak kalır;ama yok olursa , o zaman bereketli ürün verir.



Kitaplarda adı yol şaşırtıcı diye geçen şeylerden daha gerçek şey var mıdır? S 282

“Kişioğlunu yalnız ekmekle yaşanmaz dedin. Ama Toprak Ruhunun bu ekmek uğruna Sana baş kaldıracağını, Seninle cenkleşeceğini,Seni yeneceğini,bütün insanların bu canavarın dengi yok,bize gökten ateşi indir diye bağırarak onun peşinden koşacağını biliyor musun?





http://dipnotkitap.net/ROMAN/KaramazovKardesler.htm

ALAZ ÇIKMAZI








saadet asrı tutku çiçeğim beyaz mavi mor


esiyor sabahın köründe yanık rüzgâr
kuş kanadında ıslık çalar özgül kurşunlar
kuş uykusunda gönül hicran yine hicran


çiziyor ruhumu gözyaşları yaprak ayası
uçuyor ERSUNAm kuyruksuz uçurtmam
taşırım sırtımda, ömrüm boyunca sevdam
-hamam bohçası-


dolaştım, bütün sokakların adı ALAZ çıkmazı
sen değil misin fotoğraflardaki ÖZLEM açmazı



Nil Alaz
















23 Haziran 2010 Çarşamba

AMAN YALNIZLIK






"...Yalnızlık duygusunun iki ayrı anlamı var: Bir anlamda yalnızlık “kendini bil”mektir; öteki anlamdaysa, kendimizden [yalnızlığımızdan] kaçıp kurtulma özlemidir. Yaşamın temel koşulu olan yalnızlık, kaygıdan ve kararsızlıktan kurtulacağımız bir sınav ve arınmadır. Bu yüzden, yalnızlık dolambacının çıkış kapısında, mutluluğa, tüm dünya ile yeniden denge durumuna erişeceğimizi umarız.

Yalnızlıkla acıyı özdeşleyen halk dili işte bu ikilemi yansıtır. Aşk acısı yalnızlığın sancısıdır. Birlikte yalnızlık hem karşıt hem bütünleyici duygulardır. Yalnızlığın kurtarıcı gücü, içimizdeki o gizli suçluluk duygusunu açıklığa kavuşturur; yalnız insan “Tanrı elinin itelediği” kişidir. Yalnızlık duygusu hem bir ceza hem bir arınmadır, bir sürgün cezası olduğu kadar sanki o sürgünden artık kurtulacağımızı duyuran bir durumdur. İnsan yaşamının tümü bu diyalektiğin etkisi altındadır."


http://www.cafrande.org/?p=19083&cpage=1#comment-29976

DUT AĞACI

21 Haziran 2010 Pazartesi

Çağlasın





Çağlasın BABA

Dinle NEY’i beni yakan bir ruh göçü başlar
yürekte kol kanat açan menekşeler kan ter içinde


ne zaman doğrulup kapınıza gelsem
kızılcık şerbeti içtim
hale kırık merdivenler
ne çare korku damarını sıksam
ne çare kandilli selamı versem
baba dağ dağlar gurbet elinde


gönlüm ezik bu zulümlü dünyada
ne olurdu esseydi adaletli rüzgarlar








Nil Alaz





19 Haziran 2010 Cumartesi

Istırabın Ustası






Istırabın Ustası



sevgilim, nazlım bi karanfilli sürgün
koyu galibarda harman vakti
çatlatır kabuğunu ruhum
gece olduğunda
deren yalnızlık sarar



ıstırabın ustası
değirmentaşı gölgesiyle herkes beni konuşur
“şaraptı rakıydı şuydu buydu”
sonsuz çalkantılı deniz
şiirdi derler



canımın özü bir damlacık su, yaktı azer
alem tutkulu yaman er
sende bitip tükenmeyen keder
yaşayıp, yaşayıp gideceğiz
melek kanatlı yalçın kayalar





Nil Alaz







GÖLGEDE KALANLAR






Dinim, aşkla yaşamaktır. /Mevlana



Çaresiz gölgede kalanlar güneşe koşarlar -GÜLÜM
Ne acıya sözüm geçer ne yalnızlığa
Kana kana içtiğim ŞARAP
Bu vakitsiz uykular yarı ölüm


Çağlayan beyaz Nilim
Ölümlük dirimlik sevda
Mavi bi damla düşer yeşil yaprağa
Nereden nereye dingin kızılca nehir


Gönül aynasında bir kendimi
Bir seni gördüm ısı kuşağı
Saadet kayıkları çırpınır suda
Değme rüzgârın dili


Mühür gözlü ay Ayça'm
Gün ışığının hakkıhuzur
İyiliği emret kötülüğü men
Bin bir türlü kıskançlık vardır



Elim ayağım bağlı GÜLÜM
Dermanım dost dermanım
Sen usulca öperek uyandır beni
Bu şefkatsiz uykular çağırıyor yine


Ölüm be ölüm mağara sesi
Islak mendilim ıslak zemin
İğneli yastığım kaçışım yoktur
En sonunda yazacağım İDİL

Gölgede kalanlar güneşe koşar GÜLÜM


Nil Alaz